be one - Türkisch Englisch Wörterbuch

be one

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Bedeutungen, die der Begriff "be one" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
(one's card) be swallowed by atm machine n. atm'nin kartı yutması
be free with one's money v. parasını cömertçe harcamak
be one's friend v. arkadaşı olmak
be engraved in one's memory v. kafasına kazınmak
be on one's honeymoon v. balayına gitmek
not to be able to believe one's eyes v. gözlerine inanamamak
be carried away by one's feelings v. hislerine kapılmak
be in one’s infancy v. emekleme döneminde olmak
be a shadow of one's former self v. eski halinden çok düşmüş olmak
be out of one's mind v. aklını kaçırmış olmak
be out in one's reckoning v. hesabında yanılmak
be as good as one's word v. sözünü yerine getirmek
be up to one's eyes in v. ile çok meşgul olmak
be free with one's advice v. sorulmadan öğüt vermek
be up to one's eyes in debt v. gırtlağına kadar borçlu olmak
be on one's own v. başkasından yardım görmeden geçinmek/rızkını kazanmak
be in one's dotage v. bunamak
be on one's own v. kendi kendini geçindirmek
be off in one's calculations v. hesabında yanılmış olmak
be the master of one's own destiny v. kendi kaderini tayin etmek
be set in one's ways v. kendi kurduğu düzenden pek şaşmayan biri olmak
be at one's back v. bir kimseye arka çıkmak
be rewarded for one's efforts v. emeklerinin karşılığını almak
be beyond one's ken v. birinin hiç bilmediği bir şey olmak
be etched on one's memory v. kafalara kazınmak
be in one's right mind v. kendini bilmek
be on one's beam ends v. sıfırı tüketmek
be on one's honeymoon v. balayında olmak
be out of one's senses v. çıldırmak
be in one's mind v. akılda bulunmak
be up to one's tricks v. acemilik etmek
be on one's own v. başının çaresine bakmak
be captive of one's feelings v. duygularına boyun eğmek
be one's own master v. başına buyruk olmak
be caught off one's guard v. hazırlıksız yakalanmak
be of one mind v. hemfikir olmak
be beyond one's power v. elinde olmamak
be on one's period v. regl olmak
be on one's own v. yalnız başına kalmak
be a thorn in one's flesh v. içine dert olmak
be as good as one's word v. sözünü tutmak
(for one) to be worthwhile v. adamdan saymak
be as good as one's promise v. sözünü tutmak
be engraved in one's memory v. kafalara kazınmak
be on one's own responsibility v. yaptığı şeyden kendisi sorumlu olmak
be afraid of one's own shadow v. kendi gölgesinden korkmak
be in a world of one's own v. kendi dünyasında yaşamak
be remembered after one is dead v. adı kalmak
be in something up to one's eyes v. yasadışı bir işin içinde olmak
be one's own man v. yerini korumak
be on the tip of one's tongue v. dilinin ucunda olmak
be one's favourite v. favori görmek
be over one's head v. boyunu aşmak (su)
be reborn from one's ashes v. küllerinden doğmak
be in one's power v. elinde olmak
be on one's hands v. sorumluluğunda olmak
be as good as one's promise v. sözünde durmak
be one's own man v. başına buyruk olmak
be enslaved by one's feelings v. duygularının esiri olmak
be in one's right mind v. aklı başında olmak
be in control of one's own destiny v. kendi kaderini tayin etmek
be as good as one's word v. sözünde durmak
be unable to control one's anger v. hırsını alamamak
be in one's glory v. kendinden çok hoşnut olmak
be released from one's obligation v. yükümlülükten kurtulmak
be relieved of one's obligation v. yükümlülükten kurtulmak
be on one's mettle v. elinden geleni yapmaya hazır olmak
be one with v. ile aynı fikirde olmak
be too big for one's boots v. kendini dev aynasında görmek
be in something up to one's eyes v. bir işe fena halde bulaşmış olmak
be reinstated in one's post v. yeniden görevine geri getirilmek
be too big for one's boots v. burnu kaf dağında olmak
be on one's guard v. dümen kullanmak
be one step ahead v. bir adım önde olmak
be as good as one's bond v. son derece güvenilir olmak
be a shadow of one's former self v. epeyce çaptan düşmüş olmak
be too big for one's boots v. kendini bir şey sanmak
be afraid of one's own shadow v. gölgesinden korkmak
be thrown back on one's own resources v. yalnızca kendi yetenekleriyle idare etmek zorunda kalmak
be true to one's word v. sözünü tutmak
(for one) to be worthwhile v. adamdan sayılmak
be up to one's ears in debt v. gırtlağına kadar borçlu olmak
be too big for one's boots v. burnu havada olmak
be a shadow of one's former self v. epeyce çökmüş olmak
be preoccupied with one's own troubles v. kendi derdine düşmek
be in one's charge v. sorumluluğu altında olmak
be left to one's fate v. kendi kaderine terk edilmek
be at the end of one's tether v. dayanacak gücü kalmamak
be at one's best v. formunda olmak
be within one's means v. harcı olmak
be out of one's mind v. çok öfkeli olmak
be cross with one's luck v. bahtına küsmek
be enslaved by one's emotions v. duygularının esiri olmak
be one's favourite v. tek geçmek
be out of one's mind v. aklı yerinde olmamak
be true to one's word v. sözünü yerine getirmek
be out of one's mind v. kafadan kontak olmak
be the subject of one's gossiping v. ağzına sakız olmak
be at the end of one's tether v. son kozunu oynamış olmak
be on one's feet v. ayakta olmak
be unable to hold one's tongue v. dilini tutamamak
be captive of one's feelings v. duygularının esiri olmak
be cursed for one's cruelty v. ah almak
be at one's wits end v. eli ayağı dolaşmak
be on one's way out v. çıkmak
be guarded in what one says v. lafına dikkat etmek
be unable to escape from one's fate v. kaderinden kaçamamak
be over one's head v. boyunu geçmek (su)
be dead on one's feet v. ayakta uyumak
be sick at one's stomach v. midesi bulanmak
be at one's best v. en iyi durumda olmak
be as good as one's promise v. sözünü yerine getirmek
be out of one's senses v. aklını kaçırmak
be off one's head v. kafayı üşütmek
be at the end of one's rope v. çaresiz kalmak
be off one's feed v. iştahsızlıktan mustarip olmak
be committed to one's religion v. dinine düşkün olmak
be devoted to one's religion v. dinine düşkün olmak
be an expert on one's field v. alanında söz sahibi olmak
be conspicuous by one's absence v. yokluğu hissedilmek
be conspicuous by one's absence v. yokluğunu hissettirmek
be in over one's head v. haddini bilmemek
be out of one's hands (control) v. elden çıkmak
be within one's capabilities v. elden gelmek
be in over one's head v. haddini aşmak
be out of one's power (control) v. elden çıkmak
be unable finish what one was saying v. laf ağzında kalmak
(one's lie) be exposed v. yalanı ortaya çıkarılmak
be fond of one's comfort v. rahatına düşkün olmak
be delivered to (one's) address v. adresine ulaşmak
be in over one's head v. çizmeyi aşmak
be to one's benefit to v. çıkarına olmak
be unable to get one's tongue around a word v. dili dönmemek
not be afraid of one's threats v. pabuç bırakmamak
be one's deathbed v. ölüm döşeğinde olmak
turn out be somebody one knows before v. tanış çıkmak
be unduly attached to one's own opinions v. kendi fikirlerine sıkı sıkıya bağlı olmak
turn out be somebody one knows before v. tanışık çıkmak
one's application be granted v. başvurusu kabul edilmek
be suspended from one's duty v. açığa alınmak
be relieved of one's duties v. açığa alınmak
be relieved of one's duties v. görevine son verilmek
one's application be granted v. başvurusu onaylanmak
be suspended from one's duty v. görevinden alınmak
be imprinted on one's mind v. aklına kazınmak
be in the back of one's mind v. aklının bir köşesinde bulunmak
be a slave to one's desires v. (birinin) isteklerinin kölesi/tutsağı olmak
(one's) dreams be fulfilled v. rüyaları gerçek olmak
(one's love) be reciprocated v. aşkına karşılık bulmak
(one's price) be increased v. zamlanmak